Yazın Avratlara Kışın Oğlanlara Meylet

Kasım 27, 2006

Kabusname, 1048 yılında İran civarında kurulmuş olan Ziyaoğulları devletinin hükümdarı Emir Keykavus’un, oğluna öğüt mahiyetinde yazdığı Farsça eserin adıdır. Biz ise bu eseri II. Murat zamanında, yine padişahın isteği üzerine tercüme eden Mercimek Ahmed sayesinde edebiyatımıza katmış bulunmaktayız.
Bu eserin muhtevası, bugünkü meselemiz ile pek de alakalı olmamakla birlikte, yazımızın başlığı tam olarak bu eserin bir cümlesi olmakta. Mezkur cümlenin muhtelif tarihçiler tarafından çeşitli şekillerde yorumlandığına şahit oluyor, kiminin oğlan tabirinin genç kızlar için de kullanılan bir kelime olduğunu ifade etiğini, kiminin ise oğlancılığın İslam devletlerinde rastlanabildiğini iddia ettiğini görüyoruz. Biz ise bu yazımızda Osmanlı Devletinde oğlancılık var mı yok mu sorusuna acizane bir cevap vermeye gayret edecek, ve bu gayretimizi de bazı iktibaslara dayandıracağız :

“Erkek eş-erotizmi söz konusu olduğunda diğer Akdeniz ve Yakındoğu toplumlarında olduğu gibi Osmanlı toplumunda da erken modern dönemde erişkin erkeklerin kendi aralarındaki cinsel beraberlik “eşcinsellik” yada sapkınlık sayılırken, erişkin erkeklerle genç erkek çocuklar arasındaki cinsel berbaerlik öyle yorumlanmamamş gibi görünüyor. Ancak bundan oğlancılığın her zaman rahatça kabul gördüğü sonucu çıkarılmamalı : Osmanlı toplumunda erken modern dönemde gerek şeriat gerekse örfi hukuk bu konuda yasal cezalar öngörüyor, ayrıca herkesçe kabul edilen toplumsal kısıtlamalarla bu pratiklerin sınırlanması hedefleniyordu. Erişkin erkekler arasındaki cinselliği cezalandıran yasalaırn olmaması yanında, hem oğlancılığı alışkanlık haine getirmiş hem de küçük oğullarını korumayı başaramayan babaları cezalandıran yasaların varlığı kayda değer bir nokta. Erişkin erkekler arası cinselliği cezalandıran bir yasa bulunmamasının olası anlamalrı: erişkin erkekler arası cinsel ilişki yaygın değildi ve/veya bu ilişki erişkin erkek ile erkek çocuk ilişkisinden daha üstü örtülüydü, dolayısıyla da yasanın müdahelesine daha az yol açıyordu ve/veya bu ilişki hukuk dışı yaptırımlara bağlanmıştı.” (Leslie P. Peirce ‘Ekberiyet,Cinsellik ve Toplum Düzeni:Toplumsa Cinsiyetle İlgili Osmanlı Söz Dağarcığı’)

“Şeyhülislam Kemalpaşazade’nin (ö.1534) fetvası :
Soru : On beş ya da on altı yaşlarındaki bir oğlan iyi niyetiyle namazda ön safta durmayı ister, imamsa şöyle der : ‘arkanda namaz kılanların namazı geçersiz olur’ ve ön safta durmasını engellemek ister.; imamın hukuken böyle bir yetkisi var mıdır ?
Cevap : Evet, adı geçen oğlan müşteha (iştah uyandıran) ise.” (Kemalpaşazade, “Fetava”)

“1853 yılında Ankara sancakbeyine gönderilmiş ve mahkeme siciline kaydedilmiş bir padişah emirnamesinde, padişahın sancakbeyine meyhaneleri kapatmasını emrettiğini görüyoruz. Çünkü doğrudan kendine başvuran biri, “ahlaksız kişiler gece ve gündüz açıktan açığa aşırı miktarda sarhoş edici içkileri çip, hamama gitmekte olan hatunlara ve okula gimekte olan oğlancıklara her türden tacizde bulunmaktadır” diye şikayet etmişti. Belgede daha sonra aynı yakınma yenilenerek, yoldan çıkmış kişilerin sarhoş olup “Müslümanların ehl ü ayâllerine ve oğlancıklara dahl u ta’arruz…” ettkleri belirtiliyordu. (Halit Ongan, Ankara’nın Bir Numaralı Şer’iye Sicili)

Zaman zaman tarihçilerin ve tarihten yana olmayan kimilerinin gündeme getirmekten hoşnut olduğu bir soru olarak çıkıyor karşımıza “Osmanlı’da oğlancılık var mıydı yok muydu”merakı. Oysa bu merakı var mı yok mu şeklinde suallendirmek başlıbaşına yanlış bir iştir diyebiliriz zira var olması demek bu işin tasvip ve teşvik edilen bir mesele olduğu hükmüne vardırırdı bizleri. Yok olması ise hiç rastlanmadığı manasına tekabul edebilir. Oysa sınırırlarının genişleği her Türk ferdince bilinen bir devletin içerisinde münferid eylemlere rastlanması, ki rastlandığına yukarıda belirtilen belgeler ile şahid oluyoruz, bu eylemin Osmanlı’da vâr olduğuna delalat etmez. Aksine bu kanunların rastlanan vâkıların cezalandırılmasına, ve meydana gelecek vâkıların önünü almaya yönelik olduğunu görüyoruz. Bu müşahedeler ise bizlere Osmanlı’da da oğlancılığın yaşandığını ve ancak vâr olmadığını, yani yasaklandığını gösteriyor. Bunu hırsızlık gibi bir mesele ile mukayese edebiliriz nitekim. Hırsızlık da tahakkuk eden ancak yasaklanan bir eylemdi. Bu durumda Osmanlı’da hırsızlık vardı demek muvafık bir iştigaldi demek manasına gelir ki, bu yanlış bir tespit olur.

Ezcümle, var mıydı yok muydu tartışması talihsiz bir tartışma olmakla beraber, sonuca vardırır da bir sual değildir.Hasılı, ola ki bu sual ile muhatap olursunuz, vereceğiniz cevap açıktır : Ne vardır, ne yoktur.

3 Yanıt“Yazın Avratlara Kışın Oğlanlara Meylet” için

  1. furkan Diyor ki:

    Bu türden konuların buralarda işlenmesi. İnsanların sadece bayağ konularla değilde. Aynı zamanda bu konularla meşkul olması sevindirici bir gelişme. Öncelikle sizi tebrik etmek isterim. İnsanı umutlandırıyor müstakbel için.
    Konu hakkında merakettiğim mesele sizin burda zikrettiğiniz gibi Osmanlı da oğlancılık varmı yokmuydudan ziyade. Sarayda varmı dır yokmudur. Sanırım asıl önemli olan bu olsa gerek. Tabi ki yeniçeri ocağını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Zaten diğer mekanlar için bu sorunun sorulması sorunun havada kalması demek olur. Zira sizin de verdiğiniz örnek gibi ne vardır diyebiliyoruz ne de yoktur. Bu konuda şeyhulislamların fikirleri bizlerce az çok malum fakat şeyhülislamın padişaha sözünün ne kadar geçtiği dönem dönem etkinliğinin azaldığı ve çoğaldığıda göz önünde bulundurulursa. Bu meselenin sadece şeyhulislamın iki dudağı arasında olmadığını söyleyebiliriz kanaatindeyim. Saray eşrafı diyebileceğimiz tabakanın varlığınıda göz önünde bulundurursak. Bu meseleye bu minvalde bakmanın daha uygun olabileceğini düşünüyorum.
    Tarih hakkında birikimi olan birisi değilim. Dileğim o ki sizin gibi arkadaşlar bu konuda ki kaynakları ve tabiri caizse sağlam yorumları. Bizlerle paylaşırsa çok hoş olur zannındayım. İnternete girmeye çok fazla vaktim yok mümkünse bu konu hakkında edindiğiniz kaynakları adresime yollarsanız sevinirim. Kolay gelsin… mevhum@gmail.com

  2. fatih Diyor ki:

    Sarayı bilmiyorum ama yeniçerilerde bir dönem evlilik yasaklanınca oğlan çoçuklarının dağa çıkarıldığı söylenir. Yeniçerilerin bu yaptığına (ki doğruysa) karşıyım ama saraylarda ya da halkta görülen eşcinsel aşklar imkansız gibi görünmüyor. ve tabiki neden olmasın=? dedittirebiliyor.

  3. web tasarımı Diyor ki:

    Yazı için teşekkür ederim. Çok faydalı oldu


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.